Bültene Kaydol

İsmail Hakkı AKKİRAZ ÖĞ-DER Kurucu Başkan

Bismillahirrahmanirrahim

Bizleri yoktan var eden, rızkımızı veren, yaşatan, bizlere dünya ve ahiret saadetimizin yolunu gösteren, yerde ve gökte ne varsa hepsini emrimize veren, bizleri yöneten Rabbimize hamd ederiz, sonsuz şükürler ederiz. Âlemlere rahmet olarak gönderilen, önderimiz, efendimiz, peygamberimiz Hz Muhammed (s.a.v)‘e salât ve selam ederiz.

Milli Şuur Dergisi yayın hayatına ilk adımını 2007 yılının Nisan sayısı ile atmış bulunmaktadır. Milli Şuur Dergisi, bir eğitim, kültür ve araştırma dergisi olarak Şuurlu Öğretmenler Derneğinin (ÖĞ-DER) bir yayın organıdır. Bu dergi dünya görüşü, yayın ilkeleri, dile getireceği konular bakımından “Önce Ahlak ve Maneviyat” çizgisinden taviz vermeden, ifrat ve tefrite düşmeden, orta yoldan sapmadan, eğitimcilerimizin, öğretmenlerimizin, velilerin, öğrencilerimizin ve eğitim ve öğretimle ilgilenen herkesin rahatlıkla okuyabileceği bir dergi olacaktır.

Biz tevhit inanışını esas alan kimseler olarak bu kâinatın kemal sıfatları ile muttasıf tek bir İLAH tarafından yaratıldığına inanıyoruz. Bu uçsuz bucaksız kâinatın tesadüfler sonucu meydana geldiğini, bir yaratıcısının bulunmadığını iddia etmek ilmin ve vahyin emrinde olan aklın kabul edebileceği bir durum değildir.

Yerde ve gökte ne varsa tesadüfen kendi kendine olmuş değildir, Allah’ın yaratması ile olmuştur. Bu, gerçeğin ta kendisidir. Enam Suresinin 101.ayetinde “ O, gökleri ve yeri yoktan var edendir. O’nun nasıl çocuğu olabilir ki? Kendisinin bir eşi yoktur, her şeyi O yaratmıştır ve O, her şeyi bilendir.” bu açık gerçek dile getirilmiştir. Bütün varlıklar incelendiğinde Rabbimizin yaratmasında bir noksanlığın da görülmesi söz konusu değildir. Nitekim Rabbimiz Mülk süresi üç ve dördüncü ayetlerinde bunu şöyle beyan etmektedir. “O ki, birbiri ile ahenktar yedi göğü yaratmıştır. Rahman olan Allah’ın yaratışında hiçbir uygunsuzluk göremezsin. Gözünü çevir de bir bak, bir bozukluk görebiliyor musun? Sonra gözünü, tekrar tekrar çevir bak; göz (aradığı bozukluğu bulmaktan) âciz ve bitkin halde sana dönecektir.”

Rabbimiz bu kâinatı niçin yaratmıştır? Bir hadisi kutside Allah(c.c) bildirmiştir ki: “Ben gizli bir hazine idim. Bilinmeyi murad ettim. Beni bilsinler diye mahlûkatı yarattım.” Bütün varlıkların yaratılış gayesi rabbimizin varlığının delili olmaları ve O’nu tespih etmeleridir. Hadid Suresinin birinci ayetinde bu durum şöyle ortaya konulmuştur; “Göklerde ve yerde bulunan her şey Allah’ı tespih etmektedir. O, azizdir, hakimdir.”

Yaratılmışların en şerefli varlığı insandır.
İnsan nedir ve niçin yaratılmıştır? İnsanın yaratılmasının asıl gayesi, Allah’a (c.c) ibadet etmesi,
yeryüzünde O’nun vekili, halifesi olması, O’nun gösterdiği saadet yolundan yürüyerek, yeryüzünü imar etmesi ve bütün insanlığın saadet bulması için çalışmasıdır.

Bizim bilgi kaynağımız Kura’nı Kerim ve hadisi şeriflerdir. İslam âlimleri bu iki kaynaktan yararlanarak bilgileri ilim haline getirmişler, tasnif ve tanzim etmişlerdir. Eserler vererek insanlık âlemine en büyük hizmetleri yapmışlardır.

Kura’n-ı Kerim’de insanın bir takım görevler yapmaya ehliyetli kılındığına işaret edilmiştir. Bu işleri yapmaya elverişli olan ancak insandır. Başka bir varlık bu görevler için elverişli değildir. İnsan “Fert, toplum ve hayat düzeni bazında doğrunun, faydalının, iyinin ve güzelin, adaletin yaşanır hale gelmesi; yanlışın, zararlının, kötünün ve çirkinin, zulmün kaldırılması için, bütün gücü ile çalışmak zorunda olan canlı bir varlıktır. O bir yandan yaratıcısını tanıyıp O’na gerçekten kul olmanın gereğini yapacak, öte yandan insanlığı çeşitli vasıtalarla ifsat etmeye çalışan, iç ve dış düşmanlara karşı, çetin bir mücadele verecektir. İnsan ifsatçıların etkisizleştirilmesi yanında yeryüzünü imar ve ıslah ederek yaşanılır hale getirecek ve bütün insanlığın saadeti için çalışan bir kahraman olacaktır.

Bu nasıl olacaktır. Bir ülkede insanlara saadet verecek şartların oluşması ve kalıcı hale gelmesi şu dört şarta bağlanmıştır.
Bu şartlar:
1.Telkinat, gerçekleri insanlara duyurmak, anlatmak, onları iknaya çalışmak
2.Te’lifat, etkili yayınlar yapmak, kitap, dergi, gazete gibi faaliyetlerde bulunmak,
3.Tedrisat, eğitim ve öğretim faaliyetlerine ağırlık vermek, insanlara okumayı sevdirmek, üretime yönlendirmek, Allah rızası için iş görebilen nesiller yetiştirmek,
4.Teşkilat, faaliyetleri bir düzen halinde yapmamızı sağlayacak yapıları kurmak, kimin ne yapacağını belirleyerek işin görülmesini temin etmek şartlarıdır.

Eğitim-öğretim meselesi bir ülkenin en önemli meselesidir. Talim-terbiye ile ilgili prensiplerini doğru tespit eden ülkeler insan yetiştirme mücadelesini kazanan taraf olacaktır. Bugün, insanlık materyalizmi ve dünyacılığı esas alan eğitim sistemleri ile kendisine telkin edilen hayat tarzı ile beklediği huzura kavuşamamış, aradığı saadeti bulamamıştır.  Sadece maddeyi, maddi refahı ve maddi hayatı esas alan Protestanlık mezhebinin dini nizamı olan kapitalizmle insanlar, özellikle genç nesiller hızla büyük bir buhrana ve uçuruma doğru sürüklenmektedir. Bu menfi durumdan kurtuluşun tek yolu Kur’an ahlakına yönelmek ve sarılmaktır.

İslamsız insanların saadet bulması düşünülemez. İlim, tarih ve coğrafya bunu ispat eden delillerle doludur. Doğru tedavi için doğru teşhis gereklidir.  Milli Şuur Dergisi her alanda ve özellikle eğitim ve öğretim alanında karşılaşılan problemlerin  teşhisini doğru bir şekilde yaparak, doğru tedavinin ne olduğunu ortaya koymanın gayreti içerisinde olacaktır.

Gayret bizden Tevfik Allah’tandır.

İsmail Hakkı AKKİRAZ
ÖĞ-DER Kurucu Başkanı